Merhabalar,

KuarkTeknoloji’de görünüşte birazcık değişikliğe gidiyorum. Teknolojinin yanısıra bilime dair bir şeyler de sunmayı planlıyorum. Çünkü sırf teknoloji içerikli bir sitede yeterince içerik yayınlamada sıkıntı yaşayacağımı fark ettim belki de biraz geç oldu ama nitekim okuyuculara birşeyler katmak istediğim için belki daha bilgili olduğum bir alanla bu görevi daha iyi yürütebilirim şeklinde düşündüm. Umarım daha güncel bir blog yolunda önemli bir adım atmış olurum.

Efendim konuya geri döndüğümüzde ülkemiz için sancılı bir konuyu buraya konu ettiğimin farkındayım. Zaten az çok da amacım bu ve biliyorum ki çoğu kişinin “es” geçip belki bir oyun sitesine belki bir magazin sitesine tercih edebileceği bir yazı olacak. Olsun yine de ben düşündüklerimi paylaşmayı yeğliyorum sizler de düşüncelerinizi benden esirgememeniz ümidiyle.

Bir ülkenin diğer ülkelere karşı hangi konumda olduğunu gösteren bazı dinamikleri vardır. Ekonomi, siyasi istikrar, genç nufüs, eğitim seviyesi gibi uzatılabilir bu dinamikler, bilimsel kalkınma ise aslında bu dinamikleri de barındıran bir kavram olarak bakmak mümkün. Nitekim bilimsel çalışmaların sayısı kadar insanlığa katkısı, bu yapılan çalışmaların teknolojiye dönüşümü, üniversite-sanayi ilişkisi gibi etmenler bilimsel kalkınmada ölçüt olabilecek etmenlerdir. Bilimsel kalkınma kavramı bir bütün olarak değerlendireleceği gibi bir ülkenin kalkınma sıfatı olarak da kullanılabilir tıpkı ekonomik kalkınma gibi ama sonuçta aynı yere varırız.

Ülke kalkınması içinde ekonomik kalkınma, tarımsal kalkınma, bilimsel kalkınma tarzında ayrımlar olabilir ama bilimsel kalkınma, diğer kalkınma türlerini en fazla etkilemektedir. Örneğin tarımsal kalkınmada tarım faaliyetlerinin daha bilinçli yürütülmesi ve modernleştirilmesi sürecinde bilimsel araştırmaların sonuçları önemli yer tutar. Çünkü her toprak her ürünü yüksek verimlilikte yetiştiremez veya yetiştirelecek olan ürünü daha verimli hâle getirmede bilimsel araştırmaların sonuçları kullanılır ve bu da beraberinde tarımsal kalkınmayı da sağlayabilir bir nevi. Daha fazla ürün ekonomik kalkınmaya da yol açabilir. Sonuç itibariyle baktığımızda bilimsel araştırmaların ülke ekonomisine ve kalkınmasına yapacağı katkılar açıktır.

Bilimsel çalışmaların sayısının artırılması bilimsel kalkınmanın sağlanılması açısından yeterli değildir. Çünkü öyle çalışmalar olur ki insanlığa ya da ticari anlamda katkısı çok küçüktür ve karşlığında istenilen sonuçları elde edemeyiz. Bu yüzden de bilimsel çalışmaların sayısına bağlı olarak üniversitelerin ya da araştırma kurumlarını sıralamak, sınıflandırmak tamamen doğru bir yaklaşım değildir lakin yine de bir ölçüttür, olmalıdır. Türk toplumunun gündemi takip eden geneli itibariyle baktığımızda gazete sayfalarında veya televizyon ekranlarında dünyada ilk 500′e sadece birkaç üniversitenin kıl payı ile girmesini öğrenmeleri ile duydukları hoşnutsuzluğun üzerine bir de yorumcunun bu sene de mi geride kaldık demesi, insanların geleceğe olan beklentilerini olumsuz yöne çektiği de bir gerçektir. Ancak bu ölçütün bilimsel kalkınmışlığı-bilimsel gelişmişliği gösterdiği kesin değildir.  Her yapılan çalışma gerçekten kabul edilebilecek bir seviye de mi bunu tartmak gerekecektir ama binlerce indekslenmiş yayını incelemek de mümkün değildir. Bu sebeple bu ölçüt dışında başka ölçütlerimiz de olmalı. O ölçütler ne olabilir sorusuna değinmeden önce her yıl ilk 500 üniversite değerlendirilmesinin yapılması hususuna birkaç şey daha eklemek istiyorum. Bilimsel araştırmaların sayısı bakımından gerçekten de başka hangi ölçütlere bakarsak bakalım geri(de)yiz, bunu inkar etmenin bir anlamı olmaz. Ancak gelinen noktayı da “es” geçmemeliyiz. Ülkemizde bir zihniyet eksikliği var bu açık işte bu eksikliğimizi gidermeliyiz. Bu yayın meselesini de bu şekilde çözeriz!

Diğer bir ölçüt sayılabilecek husus da yaptığınız yatırıma karşılık aldığınız neticelerin oranlanmasıdır. Diyelim ki 50 araştırma merkezinizde 300 araştırmacınız var ve bu araştırmacıların yaptıkları bilimsel çalışmaların sayısı ile insanlığa olan katkısı veya ticari değerini yaptığınız yatırımla karşılaştırmanız önceki ölçütle beraber daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Ülke kalkınmasıda bilimin önemi tartışılmazdır ama biz hâlâ ülkemizde bilimsel kalkınmanın önemini yeterince anlayabilmiş değiliz. Bu anlamda bir zihniyet eksikliği mevcut.

Bir daha ki yazımızda bilimsel kalkınma nasıl sağlanabilir sorusuna cevaplar arayacağız.

Görüşmek üzere…