Küresel İklim Değişikliği ile Mücadelede Yeni Dönem

Önümüzdeki yüzyıl içinde insanlığı her yönden (tarım, ekonomi, ölüm, kıtlık, meteorolojik felaketler, göç vs) olumsuz yönde etkileyecek olan küresel iklim değişikliği ile mücadelede 2000′li yılların başından bu yana ilk kez Kyoto’ya imza atmayan ve bu iklim değişiminde belki de en önemli paya sahip olan ülke ABD’nin artık iklim değişikliği ile mücadeleye tüm dünya ile ortak olacağını açıklaması bizlere küresel iklim değişikliği ile mücadelede önümüzdeki dönemlerde yeni büyük gelişmelerin yaşanacağının göstergesi olabilir.

İşte bu yazıda küresel iklim değişikliğini tanımlarken bu alanda mücadele ile ilgili gelişmeleri bu son gelişme çerçevesinde yorumlamaya çalışacağım…

İklim

Antartika’da, Kuzey Kutup’ta duymuşsunuzdur; New York şehri büyüklüğünde buz parçası koptu ya da başka büyük ve bilindik bir şehrin büyüklüğünde… Bu demektir ki orada yaşam tehlikededir. Yani soğuk iklimde yaşayan canlıların bir süre sonra orada yaşayamayacakları anlamına gelir. Dolayısıyla artan sıcaklıkla beraber oradaki yaşam alanı daraldıkça daralır ve bir gün o canlıların yaşayabilecekleri yerlerinin olmamasından dolayı şu koca dünyada soyları yok olur. Kısacası iklim de değişimi de budur. Canlıların yaşamaları için uyum sağladığı iklim koşulları vardır. İklim, bu koşulların bir arada bir denge içinde bulunduğu bir bütündür. İklim koşulları sıcaklık, nem, rüzgar gibi pek çok benzeri etmenlerle ifade edilebilir. Bir gün insanların da yaşam alanlarının az önceki ‘gerçek’ örnekte olduğu gibi yok olacağını düşünürsek aynı sonun bizlere yahut torunlarımıza yabancı gelmeyeceğinin bilincinde olmalıyız. Çünkü ister inanın ister inanmayın biz insanların da yaşam alanları farkında olmadan daralmaktadır. Şimdi kutuplarda; bir gün dünyanın her yerinde…

Bu yazıda detaya mümkün olduğunca girmeyeceğim ancak birkaç yıl önce, daha gazetelerin önemsemediği yıllarda yazdığım bir çalışmama sizleri yönlendireceğim. Belki yakın bir zamanda daha güncel bir yazı ile iklim ve küresel iklim değişikliği üzerine karşınızda olurum. İklim ve iklim değişikliği hakkında detaylı bilgi isteyenler KBT-Bilim Sitesi‘ndeki Küresel İklim Değişikliği başlıklı yazımı okuyabilirler.

Küresel İklim Değişikliği ile Mücadele

Küresel iklim değişiminin farkına varılıp ta bu değişimin kaynaklarının belirlenip (örn: karbondioksit salınımının artması) bu kaynaklar üzerinden engellenilmeye çalışılmasına küresel iklim değişikliği ile mücadele diyebiliriz.

Küresel iklim değişikliği ile mücadele denildiğinde akla ilk gelen Kyoto Protokolü veya Sözleşmesi olmalıdır. Ki ben burada uzun uzadıya kendisinden bahsetmeyeceğim. Çünkü 2012 yılında zaten vadesi dolmuş oluyor ve aslında zaten başarısızlıkla sonuçlanmış bir sözleşmedir. Ne var ki böylesine büyük bir felakette -başka bir tabirle nasıl anlatabilirim bilmiyorum- gerçekten de mücadele adına çözümler bulunması çok zor iken en azından Kyoto Protokolü’nün denenmiş olması insanlık adına ümit vericidir.

Esasen Kyoto Protokolü, 1990′lı yıllarda başlayan dünya genelindeki çevresel bilincin artması ve iklim değişiminin farkına varılmasıyla ülkeler arası hükümetlerin belli periyotlarla toplanması sonucunda oluşturulmuş bir sözleşmedir, adeta insanlığın doğaya karşı verdiği sözler topluluğudur. Amaç, ülkelerin küresel iklim değişikliğinde etkin rol oynayan karbondioksit salınımının 1990 ile 2010 yılları arasındaki artışının engellenmesi en azından 2010 yılında bu protokolü imzalayan ülkelerin karbondioksit salınımlarının 1990 yılı seviyelerinde olmasını sağlamak. Ancak 1997 yılında imzalanıp 2005 yılında yürürlüğe giren bu protokolün bazı ülkelerin (ABD, Avustralya gibi) yükümlülükleri yerlerine getirmemeleri sebebiyle anlamsızlaşmasına yol açmıştır. Zaten yanlış duyumlarım yoksa yeni ve kapsamlı çözüm planları hazırlanma sürecinde…

Özellikle ABD’nin Bush döneminde iken Rusya’nın bile bu protokolü imzalamasına rağmen Bush yönetiminin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi çevreciler tarafından büyük tepkiyle karşılanmıştı. İşte bugünlerde başa yeni gelen ABD hükümetinin özellikle Hilary Clinton’ın da etkisiyle yeni başkan Barack Hüseyin Obama’nın küresel iklim değişikliği ile mücadelede tüm dünya ile aynı safta bulunacaklarını açıklamaları küresel iklim değişikliğinin en azından olumsuz etkilerinin azaltılması yönünde yapılacak çözüm planlarının uygulanabilirliğinin artmasıyla küresel iklim değişikliği ile mücadelenin daha sağlıklı olacağının göstergesi olacaktır. Bu konuyla ilgili yapılacak olan Dünya İklim Zirvesi bizlere gelecek ile ilgili önemli ipuçları verecektir.

Küresel İklim Değişikliği’nin Olumsuz Etkileri

Yıllardır küresel iklim değişikliği ile ilgili gelişmeleri takip ediyorum. Yaklaşık iki yıldır küresel iklim değişiminin engellenemeyeceğine dair düşüncelerimi bu konuyla ilgili ortamlarda sürekli açıklarım. Çünkü iklim değişikliğinin tarihsel sürecine baktığımızda bu sürecin başlangıç noktasının Sanayi Devrimi’ne kadar uzandığını biliyoruz. Birinci Dünya Savaşı ile beraber ivmelenirken, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra özellikle de fosil yakıtlarının kullanılmasının aşırı artmasıyla beraber atmosfere yoğun bir şekilde salınan karbondioksit salınımının hâlâ artması veya aynı seyri göstermesiyle beraber gelecekte de bu sürecin az çok bu şekilde devam edeceği öngörüldüğünde küresel iklim değişikliğinin önlenmesinden söz etmenin hayal perestlik bile olunmasından öte saçmalık olacağını görmek zor olmamaktadır. Ancak önleyememek ayrı olası olumsuz etkilerine karşı önlemler almak ya da olumsuz etkilerinin ağır sonuçlarını azaltmaya çalışmak ayrıdır.

2010 yılına yaklaşırken artık kabul etmeliyiz ki bu iklim değişikliği süreci durdurulamaz. Biz artık bu aşamayı çoktan kaçırdık. Eğer ki biraz daha aceleci ve gerçekçi adımlar atmazsak küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltma yönünde çok geri kalırız. Eğer ki bu aşamada da önceki aşama gibi gerekenleri yapmazsak son aşama olan; artık gelecek felaketlere karşı tedbirler alma aşamasında ise yetersiz kalmış oluruz.

Umarım ki Dünya İklim Zirvesi‘nde içi boş hayaller (küresel iklim değişimini durdurma) yerine gerçekçi adımlar atılır ve atılacak adımlar da gerçekten uygulanmış olunur.

Türk Blogküresi acaba Dünya İklim Zirvesi’nin yapılacağı 31 Ağustos – 4 Eylül 2009 tarihleri arasında bloglarında küresel iklim değişikliği ile ilgili yorumlarının bulunduğu, iklim değişiminin olası olumsuz etkilerinden yola çıkarak şekillendirdikleri geleceği anlatmaya çalışsalar okuyucularına, kim bilir ne kadar yaşanılmaz bir gelecekle karşı karşıya kaldığımızı daha etkili birbirimize aktarabiliriz ne dersiniz??

Şimdilik bu kadar…

Gökhan Atmaca

  1. Kyoto Protokolü: WikiÇevre ve Orman Bakanlığı
  2. İklim Değişimi : KBT-Bilim Sitesi , Kuresel-isinma.Org

Popularity: 8% [?]

Bu yazı toplamda 1937, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yorum yapmak ister misiniz?