Ay’da Koloni ve Uzay Çağı
“İstikbal göklerdedir.” Bu söz, yüzyıllar hatta binlerce yıl geçse de doğru olarak kalacaktır. Evet, gelecek uzaydadır… Gazi Mustafa Kemal, bu sözlerinin kaynağı o zaman ki yıllarda havacılığın hem savaşlarda büyük bir üstünlük sağlanılmasında hem de bu alanın zorlu olmasının güçlü bir teknoloji ile aşılabileceğinin farkında olmasından kaynaklanmaktadır. Bugün de hiçbir şey değişmemiştir. İnsanoğlu artık alabildiğince gökyüzüne daha ileriye uzaya daha ileriye Güneş Sistemi’nin dışına yıldızlara, galaksilere, karadeliklerle zamanda ileriye veya geriye ya da şu an olanaksız olsa dahi belki de farklı evrenlere gözünü dikmiş ve adım adım mesafe kat ediyor bu yolda. Şimdi neredeyse bir sınırımız yok. Tek sınırımız evrenin büyük patlamadan bu yana 13,6 milyar yıl yaşlanmasıdır kim bilir?

Uzay çağı her ne kadar 1957′de Sputnik’in uzaya gönderilmesi ile başlandı ve o dönemden sonraki gelişmelerle tükendiği iddia edilse de ne 1957′de başladığını ne de bittiğini ifade
edebiliriz! Daha hiçbir şey olmadı. İnsanoğlu yaşayacaklarının daha en başında, sıfır noktasındayız. Daha yanı başımızdaki Ay’a kaç insan gidebildi ki? Daha Güneş Sistemimiz içerisinde başka bir gezegen veya uydusun da su var mı? Yaşam var mı? sorularının arayışı içindeyiz ve emin olun ne Güneş Sistemimiz ile ilgili ne galaksimiz ne de evrenimizle ilgili daha en ufak bir bilgimiz yok torunlarımızın bileceklerinin yanında… Uzay çağına daha başlamadık çünkü Güneş Sistemi’nin dışına Voyager-1 ve Voyager-2 uzay aracı dışında çıkabilecek ve bize bilgi gönderebilecek uzay aracımız yok. Henüz hiçbir uzay aracımız gündelik bir otobüs gibi taşıma aracı halinde değil. Kimse Dünya’dan Titan uydusuna Mars aktarmalı bir taşıt ile seyahat edemiyor. Bunu kabul etmeliyiz daha yolun başındayız. Keşfedeceğimiz o kadar gezegen ve yaşanılası başka dünyalar var ki! Onlar uzayın karanlık boşluğunda insanoğlunu bekleyen hazinelerdir. Bir başka deyişle ‘nimetler’…
Uzay çağını teleskoplarla, rasathanelerin başlangıcı ile başlatmak en uygunu olacaktır. Öyle uzun zaman önce başlamasına rağmen hâlâ kat ettiğimiz yol ortadadır ve kat etmemiz gereken uzun bir yolun olduğu da açıktır.
Şu günlerde Dünya’da bazı gelişmiş ve ekonomik bağımsızlığını elde edebilmiş toplumlarda geleceğin göklerde olacağı bilinciyle çeşitli uzay programları yer almaktadır. ABD, Japonya, Çin, Rusya, Avrupa Birliği ülkelerinden İtalya, Almanya, Fransa gibi devletler gelecek yıllar için uygulamak istediklerini açıkladıkları uzay programları, adeta 50-60 yıl önce yaşanan uzay yarışına bu sefer daha geniş kapsamlı ve daha büyük bir ödülü olan yeni bir yarışın ekleneceğinin habercisi gibi.
Uzay programlarının en güçlü ve yapılması muhtemel olanlarının arasında ortak olan husus Ay’da bir koloninin kurulmasıdır. Amaç sadece Ay’a kalıcı bir şekilde yerleşmek değil ya da oradaki bazı madenlerin Dünya’ya taşınması da değildir. Esas amaç Mars ve daha uzak gezegenlere ya da devasa gezegenlerin uydularına yapılacak uzay yolculuklarında Ay’ın bir rampa ya da istasyon hâlini almasıdır ki bu böylesine ciddi yatırımların yapıldığı bir yarışın kazanılmasında akıllıca bir hamledir. Düşünün ki uzay araçlarının maliyetinin yüksek olmasının en büyük sebebi Dünya’nın yerçekiminden kurtulması sırasındaki harcadıkları enerjiden dolayıdır. Dünya toplumu için enerji başa bela bir sorundur ve öyle de kalacak gibi durmakta. Oysa Dünya yerçekiminden kurtulan bir uzay aracı neredeyse bedava yolculuk etmektedir. Bakınız 1977′den beri Voyager-1 Güneş Sistemi’nde yolculuk ediyor ve bizlere Güneş Sistemi’nin en bilinmedik yerlerinden görüntüler gönderiyor.

Voyager-1 demişken bir takım bilgiler de vermek gerekir. Bu uzay aracı tam bir milyar yıl çalışabilecek bir potansiyele sahip olarak tasarlanmıştır. Aslında en önemli görevlerinin büyük çoğunluğunu da gerçekleştirmiş durumdadır. Bunlar Jüpiter, Satürn gezegenleri ve onların uydularını ziyaret etmek, fotoğraflarını çekip Dünya’ya göndermekti ve pek çoğunu da başarıyla tamamladır. Şimdi başka bir önemli görevine doğru Güneş Sistemimizin dışına yol alıyor. 29 Kasım 2008′de Güneş’ten 16.19 milyar km uzakta olan Voyager-1 uzay aracı şu sıralarda Heliosfer denen Güneş Sistemi’nin en dış bölgesinde yolculuğuna devam etmektedir. 2015′ten sonra Güneş Sistemimizin dışına çıkacağı bekleniyor. Bunların dışında kendi içerisinde Dünya’dan müzikler, ses kayıtları gibi bazı insani şeyleri taşıyan bu araç olası uzaylılarla da ilk iletişim kurabileceğimiz araç potansiyelini taşımaktadır. Voyager-1 Türkçe olarak da birşeyler aktarabilir: Okumak isterseniz…
İşte bu araç 2015 yılında Güneş Sistemi’nin dışına çıkan ilk insan yapımı bir uzay aracı ünvanını almış olacak. Ve Dünya’nın yerçekiminden kurtulduğundan beridir maliyetsiz bir şekilde yolculuğuna devam etmekte. İşte Dünya’nın yerçekiminin oluşturduğu büyük maliyetten kurtulmak için Ay’da bir koloninin kurularak uzay uçuşlarının Ay’daki koloni vasıtasıyla gerçekleştirilmesi ile daha uzak noktalara uzay araçlarımızı gönderebilir ve belki daha güvenli ve daha az maliyetli insanlı uzay görevlerini sağlayabilmiş oluruz… Hatta öyle ki bir yüzyıl sonra insanoğlu uzayda Ay gibi farklı noktalarda uzay araç filoları oluşturmuş bile olabilir. İşte o zaman kendimi uzay çağında yaşıyor hissedebilirim…
Bu yazımızı burada noktalıyor ve gelecek Uzay Çağı yazımızda Mars’ta kurulacak bir koloninin nasıl gerçek uzay çağının başlangıcı olacağını sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Yeni ufuklarda görüşmek dileğiyle…
Gökhan Atmaca
Popularity: 9% [?]
Bu yazı toplamda 2239, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
- Etiketler: Ay'da koloni • Ay'da su • Dünya • Güneş Sistemi • Jüpiter • Mars • Mars'ta koloni • rasathaneler • Satürn • Sputnik • Titan • uzay araştırmaları • Uzay çağı • uzayda yolculuk • Voyager-1 • Voyager-2




[...] sunmayı amaçlıyorum. Bu yazımız, ‘Uzay Çağı’ yazı dizisinin 2. çalışması. Önceki yazımızda öncelikle uzay çağı hakkında bir giriş yaptım sonrasında ise Ay’da koloni [...]