Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Türkiye

Dünya için sanayi devrimi ile beraber enerji genellikle bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Hep bu sorunu çözmek için kaynaklar oluşturmaya yenilerini bulmaya çalışılmıştır. İnsanoğlu fosil yakıtları ile bir zamanlar sanki sonsuzmuşçasına kullanırken şimdilerde fosil yakıtlarının son demlerine gelindiği bilinmektedir. Özellikle de son 20 yıldır fosil yakıtları dışında daha temiz ve daha kullanışlı enerji kaynaklarının arayışı sürmektedir. Nitekim bu yazımızda konu edindiğimiz bu arayışların sonucu olan enerji kaynaklarına da değineceğiz. Bu enerji kaynaklarına, enerji kaynağının hızlı bir şekilde kendini yenileyebilir olması sebebiyle yenilenebilir enerji kaynakları denilmektedir.
Günümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarının verimliliği tartışıladurulsun onları iyi bir seçenek hâline gelmesindeki en önemli faktör küresel iklim değişikliği sürecidir. Küresel iklim değişkliği, sanayi devrimi ile başlayan aşırı fosil yakıtı tüketimi nedeniyle atmosfere aşırı karbonun salınması dolayısıyla bir sera gazı olan karbonun aşırı artışı da beraberinde sıcaklıkların anormalliğine sebep olmuştur. Dünyamız bir sera etkisi denen sistem ile kendi üzerindeki sıcaklığını kontrol etmektedir. Sera etkisi ise atmosferdeki sera gazlarının Dünya’ya Güneş’ten gelen ışınların ge
ri yansıdığında bir kısmının atmosfer içisinde hapsolmasını sağlayan bir sistemdir. Böylece gezegenimizdeki yüzey sıcaklığı ortalama +14-15 santigratta tutulabilmektedir. Ayrıca sıcaklığın bu denli artışı iklim gibi oldukça hassat bir sistemde etkilere neden olabilmektedir. İklim, sıcaklık, nem gibi etmenlere sahip bir bütün olarak düşündüğümüzde bu bütünün etmenlerindeki değişiklikler genele iz düşüldüğünde büyük etkilere sebep olabilmektedir. En basitinden sıcaklık artışıyla beraber kuzeydeki buzlar eriyerek oradaki canlı yaşamı tehdit etmektedir. Yani iklim, canlıların uyum sağladıkları çevresel koşulların tümü olurken bu koşullardaki değişimleri özellikle de ani değişimler canlılar için olumsuzdur. İşte bu tür olumsuzlukların oluşmasında en büyük etken bu fosil yakıtlarının aşırı kullanımı sonucu karbon gibi sera gazının atmosferde daha fazla yer edinmesidir. Bu yüzden de yenilenebilir enerji kaynakları doğa için neredeyse zararsız olduğu için en iyi alternatif kaynaklardır, ancak verimlilikleri hâlâ geliştirilmeye çalışılıyor.
Yenilenebilir enerji kaynakları güneş, rüzgar, dalga, jeotermal kaynaklar, biyolojik süreçler gibi kendini hızla yenileyebilen ve sürekli bir döngü içinde enerji akışına sahip kaynaklardır. Güneş enerjisi için Güneş’ten gelen radyasyonun güneş panelleri vasıtasıyla elektrik enerjisine çevirilmesi temelde yatmaktadır, rüzgar enerjisi için rüzgar çiftliklerinde rüzgar türbinleri ile elektrik enerjisi elde edilebilinmekte öte yandan dalga çiftlikleri ile okyanus veya deniz kıyılarında uygun yerlerde kurulan dalga çiftliklerinde nitelikli araç-gereçlerle elektrik enerjisi üretilebilinmektedir. Biyolojik süreçler dahilinde ise biyoyakıtlar örnek olarak verilmektedir ancak biyoyakıtların ileriki yıllarda aşırı kullanımı gıda krizine yol açabilmektedir. Bu yüzden kullanışlı olduğu tartışılır durumdadır. Jeotermal kaynaklar da yine doğa için zararsız bir yenilenebilir enerji kaynağı çeşididir. Bu kaynaklara yine alternatif olarak bahsedebileceğimiz bir kaynak da hidrojendir. Hidrojen enerjisi, hidrojen depolama gibi sıkıntıları aşıldığında gelecekte insanoğlunun en çok kullanacağı enerji kaynaklarından biri olacağına inanılmaktadır.
Dünya yenilenebilir enerji kaynaklarına kurduğu rüzgar değirmeni çiftlikleri, güneş paneli tarlaları ve özellikle güneş pilini geliştirmek için kurulan araştırma merkezleri ile ve de hidrojen enerjisi için sürdürülen bilimsel araştırmalarla beraber büyük aşama kaydetmiş durumda. Ya Türkiye?
Türkiye’de aslında 2000′li yıllarının başından bu yana yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili gerek toplumsal bilinçlenme gerek de sivil toplum kuruluşları yönüyle dünyadaki bu gelişmelere entegre çalışmaları hissedilir olmuştur. Devlet olarak da bir takım teşvik paketleri ile özel şirketlerin bu alanlarda faaliyetlerde bulunması sağlanmaya çalışılsa da yeterli olamamıştır. Bunun dışında enerji verimliliği kampanyası da en azından toplumun bilinçlenmesi yönünde katkı sağlamıştır. Ancak esasen ülkemizde TÜBİTAK’ın düzenlemiş olduğu Formula-G ve HidroMobil yarışları ile üniversite gençliği Türkiye’deki yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının geliştirilmesinde çok önemli bir paya sahiptir. Bu yarışların başlangıcından bu yana her yıl giderek daha fazla katılım ve çok daha iyi araçların geliştirilmesi sağlanıldı. Güneş enerjisi ve hidrojen enerjisi ile çalışan bu arabaların gelecekte kullanacağımız taşıtların birer prototipi olduklarını düşünmek gurur verici.
Bu yazımızın bu kısımlarında Sakarya Üniversitesi’nden arkadaşlarımızın çalışmaları neticesinde ulusal ve uluslararası başarıları ülkemizin gururu hâle onları getirirken ülkemizdeki yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili faaliyetlerde lokomotiflerden biri olduklarından kısaca bahsedeceğim.
Geçtiğimiz ay içerisinde KuarkHaber‘de yer verdiğimiz Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu (SAİTEM), şu an 40 kişilik bir ekibiyle dört ayrı proje çerçevesinde 10 farklı Ar-Ge projesi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Bu dört proje, SAGUAR (Sakarya Güneş Arabası), SAHIMO (Sakarya Hidro Mobil), SATEK (Sakarya Güneş Teknesi) ve SATU (Sakarya Alçak İrtifa Test Uydusu) şeklindedir.
SAGUAR, 2008 yılında TÜBİTAK Formula-G yarışlarında en iyi tasarım ödülü alırken, Türkiye 2. ve 3.’lüğü gibi derecelere sahip bir projedir. 2009 yılının Ekim ayında Avustralya’da düzenlenecek olan Global Green Challenge’e iki yıldır tasarım çalışmalarını sürdürdükleri SAGUAR NL modeli ile katılmayı planlıyorlar.
SAHIMO, saf hidrojen enerjisi ile çalışan bir otomobil projesi ve 2007 yılında bu proje ürüne dönüşmüş. 2008 yılında 24 yıldır düzenlenen Shell Eco Marathon yarışmasına katılarak Avrupa 3.sü derecesini alarak uluslararası büyük bir başarıya SAHIMO X4 modeli ile imza attılar. 2009 yılında düzenlenen aynı yarışmada tekrar Avrupa 3.sü olan SAİTEM başarılarını tekrar etti.
SATEK, Türkiye’nin ilk güneş enerjisiyle çalışan teknesi ünvanına sahip, 10 deniz mili hızına ulaşırken 5 yolcu kapasitesine sahip. Ayrıca SATU şu an proje aşamasında olup tahminen 2012 yılında bitmesi planlanıyor.
Umarız SAİTEM yeni destekler alarak ülkemizi daha büyük başarılarla temsil etmeyi sürdürecektir. Önümüzdeki günlerde katılacakları Avustralya’da düzenlenecek olan Global Green Challenge’de ve ulusal-uluslarası tüm yarışlarda ve çalışmalarında başarılar diliyoruz. Teşekkürler SAİTEM. SAİTEM’in web sitesi: http://www.saitem.org/
Son olarak ülkemizde yakın bir zamanda düzenlenecek olan uluslararası katılımlı Nükleer Enerji ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları (NÜYEK2009) konferansı Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek. Ülkemizin geleceği için bu alanda büyük beklentilerde olduğumuz bir dönemde böylesine bir organizasyonun gerçekleştirilmesi gerçekten çok önemli. İlgili detaylara KuarkHaber‘den ulaşabilirsiniz.
Yeni bir yazımızda görüşmek dileğiyle…
Gökhan Atmaca
Popularity: 9% [?]
Bu yazı toplamda 2976, bugün ise 3 kez görüntülenmiş
- Etiketler: biyoyakıtlar • dalga enerjisi • formula-g yarışları • fosil yakıtlar • gazi üniversitesi • global green challenge • güneş enerjisi • hidrojen enerjisi • hidromobil yarışları • jeotermal enerji • küresel iklim değişikliği • küresel ısınma • küresel ısınma ve enerji • nüyek • nüyek 2009 • rüzgar enerjisi • saguar • saguar nl • sahimo • saitem • sakarya üniversitesi • sanayi devrimi • satek • satu • sera etkisi • shell eco marathon • su enerjisi • yenilenebilir enerji kaynakları



